12 Ağustos 2015 Çarşamba

MAVİ AY'LA BAŞLAYAN TALİHSİZ YOLCULUK

Merhaba. Ben gezmeyi seven biriyim. Gezdiğim, gittiğim yerlerden de bir şeyler paylaşmak için "Gezi Günlüğüm" sayfasını da ekledim bloguma. Çok sık gezdiğim olmuyor ama gene de arada bir gidebildiğim yerlerden paylaşımlar yapmak istedim. İlk olarak Antalya-Kumluca'da yaptığım tatilden bahsedeceğim.
Sabah 3,5-4 gibi çıktık yola. Son günlerde bir "Mavi Ay" olayından bahsediliyordu. Sonra bir yerden duydum, ay gerçekten "mavi" olmuyormuş, sadece adı "mavi"ymiş. Bilmiyorum, ne kadar doğru. Bizim arabanın ön camının üst kısmı maviymiş. (Arabalara merakım olmadığından yeni fark ettim). Camın o kısmında ay, çok güzel bir şekilde mavi görünüyordu. Koyu maviydi ve gün aydınlanana kadar bizimle yoculuk etti. Ben de yakalayabildiğim kadarıyla resmini çektim. İşte mavi ay: (Resimlerde oynama yoktur, sadece etrafına çerçeve yapıp altına da blogumun ismini yazdım.)

Yolda giderken uyumamak, abimi de uyutmamak için bol bol fotoğraf çektim. Bir yerde dağların üstünde çok sayıda büyük pervaneler vardı. Dağlar da kına yakılmış gibiydi. Kırmızı toprağın üstündeki yeşil ağaçlar, avuca yakılmış kınanın yeşil tarafının kuruduğu, çevresinde kızıllığın oluştuğu haline benziyordu. İşte onlar:


Antalya'daki dağa yapılan Atatürk heykelini de fotoğrafladım. Yine camın üst tarafının mavi olması nedeniyle, üst kısmı mavi çıktı. 


Yolculuğun talihsiz olmasına gelince, arabamız yolda kaldı. Sıcakta yeğenlerimle eziyet çektik. Deniz Obaları'nda akrabamızın yanında kaldık. Pek de iyi geçmedi. Ama bu olumsuzluklardan bahsetmeyeceğim. 
Antalya'nın havasından bahsetmek istiyorum. Nemden dolayı zor nefes alıyormuşsun gibi bir hissiyat veriyor, sonra alışıyorsun. Zonguldak da öyledir. Ama bu Kumluca'nın havası aynı Ankara gibiydi. Hiç nem yoktu. Deniz kokusunu bile hissetmiyorsun. 
Kumluca, adı gibi kumlu. İlk defa Akdeniz'de kumlu sahil gördüm. Taşlar da vardı ama kumlu yerleri de çoktu. Enteresan olansa tam sezonun ortasında kumsalın bomboş olmasıydı. Caretta carettaların yuvalama bölgesiymiş. Bu yüzden henüz keşfedilmemiş. Ama diğer gittiğimiz sahiller de pek kalabalık değildi.
Antalya'ya "sıcak" dendiğinde "beni etkilemez, ben sıcağı severim" diyordum ama sıcak beni de vurdu. Oturduğum yerde her tarafımdan şıpır şıpır terler aktı. Giyinmek, güneş koruyucu krem sürmek çok zordu. Çünkü terden yapış yapış oluyordun. Ama orası sabaha karşı öyle bir soğuk oluyor ki, pikeye sıkı sıkı sarılıyordum. Antalya'da sabaha karşı serin bir yer olacağını bilmezdim. 
Kumluca'da çok sayıda kaktüs vardı. Hatta sararmış meyvelerini maşayla tutarak toplayıp, maşayla tutarak ayıklayıp yiyorlar. Ben tadına bakmadım. Bol bol resimlerini çektim ama. 



Kumluca'dan şimdilik bu kadar. Gezinin diğer yerlerini sonraki yazılarımda anlatacağım. Çok resim de olduğundan fazla yer kaplayacaklar. O yüzden ayrı ayrı yazacağım. Sevgiyle kalın. 





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder