Kitaptan bir cinayet konusu bekleyenler ilk başta -benim gibi- yanılabilirler. Bir-iki tane Hercule Poriot öyküsü dışında kitapta polisiye yok. İlk hikayede her an cinayet işlenecek diye beklerken bir baktım, öykü bitti. Ama konusu yine de çok güzeldi. Öykünün adı "Düşteki Ev"di. Rüyasında gördüğü ama bir türlü giremediği ev, sevdiği ama kavuşamadığı kızla bağdaştırılmıştı. Son rüyasında ise eve giriyordu ve ölüyordu. Ölümle de bağdaştırılmıştı. Bununla birlikte birkaç hikayede "delirme", "delilik" konuları işlenmişti. Bunlar bana Pınar Kür'ün "Bir Deli Ağaç" adlı kitabını anımsattı.
Diğer öykülerde de cinayet oyunu, ölü taklidi konuları vardı.
"Manx Altınları" adlı öyküde definelerin bulunmasıyla ilgili kısımlarda tam bir netlik yoktu. Defineyi bulmaya gidiyorlar, hemen buluyorlar. Aradaki ayrıntılar atlanmıştı.
"Noel Macerası" adlı hikayede de kişiler yeterince belirgin değildi. Hangisi hangisiydi karışıyordu. Çok fazla karakter olduğundan olmalı.
Son olarak kitaptan özlü sözler:
_Gurur, insanın duygularını saklamasına yarar, onları hissetmesine engel olmaz.
_Uğursuzluğun yuvasına uğursuzluk getiremezsin.
_Bir kadının gerçeği söylemesi gereken üç insan vardır: Günah çıkardığı rahip, kuaförü ve tuttuğu özel dedektif.
