16 Ağustos 2015 Pazar

KUMLUCA-PAPAZ KOYU: TAŞLAR YERİNDE GÜZEL


Merhaba. Antalya gezimden yazılarıma devam ediyorum. Bu yazıda size piknik yapmaya gittiğimiz Papaz Koyu'ndan bahsedeceğim.
Papaz Koyu tam bir piknik alanı. Sahili de var. Deniz kenarında piknik yapılacak yerler yapılmış. Çocuklar için oyun parkı bile var. Bir ucunda deniz, bir ucunda orman. Karadeniz gibi. Ağaçlardan serinlik geliyor. Deniz kenarında kayalar var. Ben en çok kayaları beğendim. Bol bol da resimlerini çektim. Taşlara da bayıldım. Taşlar olduğu için denizin suyu çok berraktı. Suyun içindeki taşların resmini de çektim. Ama taşlardan dolayı denize deniz ayakkabısı olmadan girmek mümkün değil. İnsanın ayağına batıyorlar. Ben sadece ayaklarımı soktum. Zaten huyluyum, bu aralar iyice huylu oldum. Kumlar yapışıyor insanın üstüne. Ben girmediğim halde her yerime kumlar yapıştı rüzgardan. Havuz daha temiz geliyor bana. Kum temizleme derdi yok. 
Antalya'ya girişteki, içindeki palmiyeler hep kurumuş. Kuruyan kısımlarını temizleselerdi bari. Papaz Koyu'nda da tek tük palmiye vardı.
Ben sonunda ne resmi sevdiğimi buldum. Duvar kağıdı, arka plan resmi gibi resim yüklemem gerektiğinde bir türlü resim seçemiyordum. Hiçbir resmi beğenemiyordum. Artık ne sevdiğimi biliyorum: Taşlar. Papaz Koyu'nda çektiğim taş resimleri tam ekran resmi yapmalık. Hatta birini yaptım bile. Burada   
da birleştirdiğim iki taş resmini paylaşıyorum. Daha vardı ama sayfada yer kaplar diye iki tanesini seçtim.  Biri suyun dışından, diğeri içinden.


Bu taşlar çok güzel ama yerinde. Ben de eskiden deniz kenarından taşlar toplardım. Amasra'dan topladığım taşlar bir kutuda duruyor. Ama artık saçma geliyor toplamak. Bir tane hatıra alırsın, o kadar. Ya da çok ilginç gördüğün bir taşı alırsın. Doğal güzellikleri bozmamak gerektiğini düşünmeye başladım. İnsanlar doğaya fazlaca zarar veriyor, bari taşlar yerinde kalsın. Onlar oraya aitler. 
Kayalara merakım da Sivas'tan geliyor olmalı. Üniversitede doğa yürüyüşleri yapan bir klüp vardı. Benim de yurttan arkadaşlarım bu klübe üye olmuş, ertesi günkü geziye gideceklerdi, doğaya merakımı bildiklerinden "sen de gel" dediler. Son anda söylediklerinden kayıt falan yaptırmadan, nereye gidildiğini bile bilmeden düştük yola. Meğersem kayalara tırmanacakmışız. Gittiğimiz kayaların adı "Ballı Kayalar"dı. Dağcılık ekipmanlarıyla, zorlanarak tırmandık kayaları. Hocalar sırayla bize o ekipmanları takarak çıkıp inmiştik. Herkes birbirine yardım ediyordu. Kayalardan inerken birden atlayınca ayak tırnağıma kan oturmuştu. Çekecekler diye korkmuştum da neyse ki uzadıkça düzelmişti. Yine de sevmiştim tırmanmayı. Hem dağcılık tecrübem de olmuştu. Papaz Koyu'nda da sahilde geziye çıktığımda kayaların olduğu taraflara gittim, üstlerine çıktım. Yine de Ballı Kayalar'ı düşününce bunlar hiçbir şeydi. Ama terlikle zorlandım. Ayağımdan kayıyorlardı. Terliksiz basmaksa imkansızdı çünkü çoook sıcaktılar. Çektiğim kaya fotoğraflarından blogum için birkaç tane seçtim ve kolajladım. 


Birkaç tane de manzara fotoğrafı seçtim. Denizin rengi çok güzeldi orada. Uzaktan bakınca masmaviydi, kıyılarda yeşildi, daha da kıyıda suyun şeffaf rengini görüyordunuz. Ortadaki resimde bunu görmeniz mümkün.


Antalya gezimden son bir yazım daha olacak. Güzel günler görmek dileğiyle, şimdilik hoşçakalın. 





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder