6 Şubat 2016 Cumartesi

"HAYAL"- AYŞE KULİN


Geçtiğimiz hafta sonu açık öğretim finallerinden sonra kendimi kütüphaneye attım. Kafamı dağıtmaya ihtiyacım vardı. Sınavlardan birkaç gün önce çok canımı sıkan bir şey olmuştu ve bu yüzden sınavlara da doğru düzgün çalışamamıştım. Kafamı dağıtabilecek tek şey, kitaplardı, sürükleyici ve beni benden alıp uzaklara götürecek bir kitap. Yarım saat kadar kütüphanede dolaştıktan sonra Ayşe Kulin’in  kitaplarına rast geldim. O’nun kitaplarıyla ilgili endişelerim vardı. (Nedenini aşağıda yazacağım.)  Yıllar önce (2002-2005 arası olmalı) “Füreya” isimli kitabını okumuştum, o kadar. Raflarda bir kitap dikkatimi çekti: Hayal.  “Hayal” kelimesini çok seviyorum. Bu yüzden bu adı taşıyan kitabın da kötü olamayacağını düşündüm. Arka kapağında ya “yazarlık serüveninden”  falan bahsedince bir hevesle aldım kitabı. İyi ki de almışım.

Ayşe Kulin bu kitabında yazar olmak için ne kadar uğraştığından, yıllarca yayıncı aradığından bahsetmiş. Kitaplarını yazarken yaşadıklarından da bahsetmiş. Yazım aşamalarından bahsettiği kitapları da merak edip okumak istiyorsunuz. Ben en çok "Adı:Aylin"i merak ettim. Kütüphanede bulursam alacağım.
Kitabın sonlarına doğru çok sık değinilen, benim de O’nun kitaplarına mesafeli davranışımın sebebi olan bir konu vardı: “Çok satan kitaplar iyi değildir”. Niyeyse çocukluğumuzdan beri okulda bize sıkça dayatılan bir şeydi bu. Bize böyle öğretilmişti okullarda. Ben bu yüzden çok satan kitaplara hep ön yargılı davrandım. Bu ön yargıyı üniversite zamanımda biraz kırmış olsam da hala kalıntıları vardı. O zamanlar “Olasılıksız” kitabı çok popülerdi, herkesin elinde görmek mümkündü. Ben “bu kadar popüler kitap iyi olamaz” diye düşündüm. Herkes kitap hakkında konuşurken iyice meraklandım, sonunda ben de okudum. Gayet akıcı, değişik bir kitaptı. Demek ki bu yargı doğru değildi ama bilinçaltımıza öyle bir yerleştirilmişti ki kırılması zordu.
Kitaplarla ilgili bir diğer ön yargımda Orhan Pamuk’la ilgili. İlkokulda bir öğretmenimiz hatırlayamadığım bir sebeple “sakın O’nun kitaplarını okumayın” demişti. Hiç okumadım hala da “Orhan Pamuk” ismini her duyduğumda, bir yerde denk geldiğimde ürperirim, bir tuhaf olurum.
Bu kitabın bendeki en önemli etkisi, kitap yazmaya karar vermek oldu. Aslında bu, ne zamandır istediğim bir şeydi hatta hikayelerin çoğu hazırdı, bir yazıya dökmesi kalmıştı. Burcumun balık olması, balığın her şeyden çabuk sıkılan bir kişiliği olmasından mı yoksa sırf bana özgü bir şey mi bilmem, bir fikirde sabit kalamıyorum. Sürekli fikir değiştirip vazgeçiyorum. Bu sebeple kafamdakileri yazıya geçirmek mümkün olmuyordu. Ama bu son aklıma gelen hikaye müthiş bir hikaye. Bir an önce yazıya dökmek istiyorum ki fikrim değişmesin. Gerçi hikayenin geneliyle değil de ayrıntılarıyla ilgili değiştirmek istediğim şeyler oluyor. Bunu hiç düşünmemem ve bilgisayarın başına geçip yazıp bitirmem lazım.
Aslında Ayşe Kulin’in de kitaplarında değiştirmek istediği şeyler oluyormuş ama benimki kadar değildir. Tek bir kelimesini dahi değiştirmek istemediği tek kitapsa “Füreya”ymış.
Son olarak çok önemli bir şey söylemek istiyorum. Yazar olmak istiyorsanız gidip rastgele “hikaye nasıl yazılır”, “roman nasıl yazılır” gibi kitaplar almayın. Gerçekten iyi yazıldığına güvendiğiniz kitap varsa başka. Ama ben bir kere kütüphaneden öyle bir kitap aldım. 20-30 sayfa zar zor okudum, az kalsın kriz geçirecektim. Yazar öylesine kendini beğenmiş, öylesine ukala bir şeydi ki sinirimi bozdu. “Kitabınızı yazdığınızda bana teşekkür edeceksiniz”, “kitabınızda benden bahsedeceksiniz”, falan. Bunu da sürekli tekrar ediyordu.
Demem o ki, öyle kitaplar okuyana kadar alın bu kitabı okuyun, daha bir hevese geleceksiniz yazmak için. “Hayal”,  yazar olmak isteyen birçok insanın hayallerini gerçeğe çevirmesine yardımcı olacak bir kitap. Umarım benim gibi zevkle okursunuz. Hoşçakalın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder